"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kuşlar Yönlerini Nasıl Bulurlar?

Genel kabule göre aslında kuşların nasıl yön buldukları halen gizemini korumaktadır. Bu özellikle tek başına seyahat eden yani herhangi bir işaret olmadan gidecekleri yeri bulmak zorunda olan kuşlar için geçerlidir. En saygın görüşe göre kuşlar yön bulmak için “tüm hislerini” kullanırlar.

Bunlar, örneğin:

  • Görsel coğrafi işaretler
  • Güneş ve yıldızların konumu
  • Koku (bazı türler için geçerli, özellikle deniz kuşları için geçerli)

Zifiri karanlıkta kararlı ve temiz uçuşlar yapan kuşların varlığı, yön bulma konusunda akıllara “başka bir şeyler de olmalı” düşüncesini getiriyor.

Bu düşünce boş bir kuruntu değil aksine onlarca yıl öncesinde keşfedilmiş bir “yön bulma” yeteneğine dayanıyor. Bu yeteneğe göre bazı canlılar gezegenimizin manyetik alan çizgilerini hissedebiliyor yada görebiliyorlar.

Bu noktada, iki farklı yöntem söz konusu. Bu iki moleküler mekanizma aslında kuşlardaki “magnetoreception” olarak tanımlanmış manyetik algılama yeteneğidir.

Birinci yöntemde, manyetit kristalleri rol oynar. Bir çok türünde olduğu gibi ötleğenlerin ve kızılgerdan kuşlarının üst gagasında demir oksit formunda manyetitler bulunduğu bilinmektedir.

Kızıl gerdan kuşu

Kanıtlanması çok zor olmuş olsa da manyetitlerin, manyetik algılamada önemli rol üstlendiği gözlemlenmiştir.

En umut verici çalışma bir balıktan gelmiştir. 2012 yılında, “Ludwig Maximilian Üniversitesinden Michael  Winklhofer (1) gök kuşağı alabalığının burnundan manyetik kümeler içeren hücreler almış ve bunlara mikroskop altında yapay bir manyetik alan uygulamıştır.

Ötleğen Kuşu

Kesin olarak gözlenmiştir ki manyetik alan yönü değiştirildiğinde hücrelerde bu yönde dönmüşler ve beklenenden çok daha yüksek hassasiyetle bu olay gerçekleştirmişlerdir. (2) Ancak bu hücrelerin beyne nasıl sinyal gönderdiği henüz bilinmemektedir.

Manyetitler birçok hayvansal dokularda bulunmaktadır. Balıklardaki manyeto reseptörler için burun bölgesi ana merkez gibidir. Manyetö reseptörler urun bölgesindeki kirpikli alfa-duyusal hücreler arasında yeralmaktadırlar.
Dünyanın manyetik alanı manyetitleri etkilemektedir. Bu çekim, hücre zarlarındaki iyon kanallarını açarak nöral devreleri mekanik olarak kontrol eder.
Günümüzde halen gizemini koruyan çift koni hücrelerde kriptokrom proteinleri bulunmaktadır. Bu proteinin kimyasal bir etki ile her bir koni hücresindeki var olması ve oranı, gözdeki manyetik oryantasyonu belirleyebilir. Bu durum canlının beynindeki görsel bölümde, hafif ve koyu olacak şekilde karanlık bölümler olarak bir görüntü işleyebilir.
– Işık, kriptokromu, paralel ve anti-paralel durumlar arasında dönen iki eşlenmemiş elektronu olan radikal bir çift moleküle dönüştürür.
– Manyetik alanlar radikal çiftlerin paralel olmayan durumların eğilimini artırır. Bu durumda kimyasal reaksiyon çıktılarını değiştirebilir.
– Yakın bölgedeki koni hücrelerindeki kriptokromlar birbirinden 90 derece farklı olacak şekilde yönlendirilebilir ve hücre zarı yığınları sayesinde olmaları gereken yerde sabit tutulur.

Manyetik alan çizgilerini algılamaya yarayan bir diğer yöntem ise ışığa duyarlı bir protein olan kripto-krom (cryptochrome) katkısıyla gerçekleşir. Bu protein tüm göç eden hayvanların gözlerinde bulunur. Buradaki ana fikir, manyetik alanların, kripto-krom molekülleri içerisindeki elektronlarda spin olarak adlandırılan bir Quantum özelliğini değiştirmesine dayanır. Bu özellik molekülleri iki farklı durum arasında geri ve ileri doğru döndürmektedir. Bu da, bu moleküllerin kimyasal davranışlarını değiştirir. Bu sayede kuşların görüşüne dünyanın manyetik alan görüntüsü bindirilmiş olur.

Kuşların quantum navigasyonu

Yapılan çalışmalar, bu proteinler manyetik alana hassas olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte bu sistemin işleyişi bir canlıda çalışıyorken gözlemlenmesi ve beyin ile ilişkisinin net bir şekilde ortaya çıkartılması gerekmektedir. Şu anda bilim insanları bu konu üzerinde araştırmalara devam etmektedir.

Kuşların Manyetik görüşü – Teorik

Doğuştan Yön Bulma Ustası Kuşlar

Prof. Peter Berthold, araştırmacı, Almanya’daki Max Planck Enstitüsü’nün Vogelwarte Radolfzell Ornitoloji (Kuşbilimi) Araştırma Merkezi’nin başkanı.

Prof. Peter Berthold, kuş göçünü 20 yıl araştırmış ünlü bir araştırmacı ve aynı zamanda Almanya’daki Max Planck Enstitüsü’nün Vogelwarte Radolfzell Ornitoloji (Kuşbilimi) Araştırma Merkezi’nin başkanıdır. Kuşların göçleri ile ilgili şunları ifade etmektedir:

Her yıl tahminen 50 milyar kuş tüm dünyayı kuşatan bir yol ağı içerisinde göç yolculuğunu gerçekleştirmektedir. Göçmen kuşların başarılı bir göç için kapsamlı, detaylı ve doğuştan gelen “uzay-zamansal” programları vardır. Bu tarz programlar gayet açık bir biçimde genç ve tecrübesiz kuşların bile, yetişkinlerin kılavuzluğu olmadan göç etmelerini mümkün kılar… Kuşlar bunu “vektör navigasyon” sayesinde yaparlar: Genetik olarak önceden kararlaştırılmış göç yönü ve yine önceden kararlaştırılmış zaman planından oluşan bir vektöre bakarak bunu yaparlar… Bunu kalkış zamanlarının genetik fatörlerle programlanması takip eder. Peki kuşlar kendilerine özgü kış karargahlarına ulaşabilmeleri için göç etmeleri gereken yönü nasıl “bilmektedirler?… Göçmen kuşlar deney kafesleri ile başlama noktalarından başka bir yere götürülseler ve daha önce hiç göç etmemiş olsalar dahi, oldukça ilginç bir şekilde normal göçmen kuşlarınkine pratik anlamda benzer bir biçimde yön tercihlerini sergilemişlerdir. Şimdi bir dizi deney, göç yönünün genetik olarak kararlaştırılmış olduğunun kanıtını sunmaktadır… Anlaşılan bu yönsel değişiklikler bile büyük ölçüde içten programlanmışlardır… Doğuştan sahip oldukları göç aktivitesi modeli ile kuşlar, genetik olarak kararlaştırılmış bir göç programına sahip olurlar. Bu program, genetik olarak kararlaştırılmış göç yönleri ile birleştiğinde, yukarıda bahsedildiği gibi en tecrübesiz kuşlar bile, önceden bilemeyecekleri kış karargahlarına daha ilk defa göç ederken bile onları “otomatik olarak” yönlendirmektedir.(5)

Yukarıda detayları anlatılan biyolojik teknolojiler, bahsi geçen canlılarda ilk var oldukları andan beri yer almaktadır. farklı bir açıdan bakmak gerekirse, bu canlılar manyeto algılama sisteminin getirdiği avantajı araştırmak bir yana dursun, bu avantajı hedefleyecek bir bilince yada bu sistemi bedenlerinde var edebilecek moleküler biyoloji bilgisine sahip değildirler. Mutlaka ama mutlaka bu detaylar demir oksit yada kripto-krom proteinin sentezleyecek genetik bilginin canlının DNA’ sında zaten var olması gerekir. Buda bize, manyetik algılama teknolojisine sahip canlılardan, o canlıları inceleyen bilim insanlarından çok çok daha (kıyas kabul etmeyecek şekilde) üstün bir Aklın var olduğunu gösterir. İşte biz bu Aklın sahibine Allah diyoruz.


Biyoloji, fizik, kimya, matematik, paleontoloji tüm bunlar bilimdir ama “tesadüfen oldu” diyen “evrim teorisi” bilim değildir. 💻🔭🔬


Kaynaklar:

  1. https://www.geophysik.uni-muenchen.de/Members/michael
  2. http://www.pnas.org/content/109/30/12022.abstract
  3. https://www.sciencedaily.com/releases/2010/02/100223101419.htm
  4. https://resonance.is/quantum-coherence-underlying-magnetoreception-avian-species-confirmed/
  5. Peter Berthold, “Bird Migration: Introductory Remarks and Overall Perspective”, Torgos, 1998, cilt 28, ss. 25-30
User Review
5 (3 votes)

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir