"Enter"a basıp içeriğe geçin

che gerçeği

Günümüzde sosyalizm, adalet yada halk kahramanlığı gibi terimlerle simgeleştirilmeye çalışılan insanlardan biri de “Ernesto Che Guevara” ‘dır.

Peki gerçekler böylemi? Gerçekten halk kahramanı olarak nitelendirilen bu kişi bölgesinde yaşamış olan insanları kurtarmış onlara özgürlük getirmiş midir?

“İnsanları idam mangasına göndermek için hukukî delil gereksizdir … Bu prosedürler modası geçmiş burjuvazi detaylarıdır. Bu bir devrim!”

“Bütün gazeteleri yok etmeliyiz. Özgür basın ile bir devrim yapamayız.”

“Birçok insanı tamamen suçlu olup olmadığını bilmeden idam mangalarında idam ettik. Bazı zamanlar, Devrim soruşturma yürütmek için duramaz.”

“Mücadelenin bir öğesi olarak nefret; düşmana karşı insafsız bir nefret, bizi insanın insanın mirasçısı olduğu doğal sınırlamaların üstüne ve ötesine yönlendirerek etkili, şiddetli, seçici ve soğuk bir ölüm makinesine dönüştürür. Bizim askerlerimiz böyle olmalıdır; nefreti olmayan bir halk vahşi bir düşmanın hakkından gelemez.”

“Problemi beyninin sağ tarafına dayadığım .32 kalibre bir tabancayla bitirdim. … Kişisel eşyaları artık benimdi.”

“Barut ve kanın keskin kokusunun zevkini aldığımda burun deliklerim genişliyor.” “İtiraf etmek isterim ki Baba, şu anda öldürmeyi gerçekten sevdiğimi keşfettim.”

Bu sözler “halk kahramanı” olarak nitelendirilen “La Cabana Kasabı” na yani Che’ ye aittir.

Ayrıca bilinmelidir ki, Che, Küba’daki nükleer krizin bir savaşa dönüşmesini istemiş ve şöyle bir söz söylemiştir:

“milyonlarca insanın ölse de Newyork’ un kalbine o bombaları bırakmamız lazım”

Görüldüğü gibi komünizmin soğuk ve kanlı yüzünü kendi kişiliğinde de gösteren Che aslında gözü dönmüş bir teröristten başka bir şey değildi.

Aslında “sosyalist devrim” gibi propagandalarla bu kişinin isminin ön plana çıkarılmaya çalışılması, günümüzde özgürlük ve insan hakları gibi kılıflarla sunulan bir faaliyet ile içli dışlıdır. Bu faaliyetlerin başrol oyuncuları “sosyal eşitlik” ve “sosyal baskılardan kurtarma” gibi kavramlarla insanlara anarşiyi, itaatsizliği, bozgunculuğu, kırıp dökmeyi ve hatta homoseksüelliği “normal” gibi gösterme çabası Che söylemleriyle manidar bir benzerlik göstermektedir. Bkz: LGBT Nedir?

Lenin, henüz 1906 yılında, yani Bolşevik Devrimi’nden 11 yıl önce, Proletari dergisinde şöyle yazıyordu:

“BİR MARKSİST, kendini SINIF MÜCADELESİNE DAYANDIRIR, TOPLUMSAL BARIŞA DEĞİL…. Böyle dönemde marksistler, İÇ SAVAŞTAN YANA YERLERİNİ ALMAK ZORUNDADIRLAR. İÇ SAVAŞIN HERHANGİ BİR AHLAKİ SUÇLAMASI, MARKSİST AÇIDAN KESİNKES BENİMSENEMEZ. BİZİM İLGİLENMEKTE OLDUĞUMUZ OLGU, SİLAHLI MÜCADELEDİR; bu mücadele, bireyler ve küçük gruplar tarafından yürütülmektedir…. Silahlı mücadele, birbirlerinden kesinkes olarak ayrılması gereken, farklı iki amaca yöneliktir; ÖNCE, BU MÜCADELE KİŞİLERE, LİDERLERE VE ORDU VE POLİSTEKİ GÖREVLİLERE SUİKAST YAPMAYI AMAÇLAR, İKİNCİ OLARAK, HEM HÜKÜMETE AİT, HEM DE ÖZEL KİŞİLERE AİT PARA KAYNAKLARINA ELKOYAR.”

Che Gerçeği

Ordumuzun, bebek katili (pislik kahpe kalleş) PKK terörü ile mücadele ettiği şu şanlı günleri geride bırakıyorken adeta bir “kahraman” gibi lanse edilmeye çalışılan Che Guevara hakkında gençlerimizin bilgilenmesi için kısa bir derleme paylaşmak istedik:
“Problemi beyninin sağ tarafına dayadığım 32 kalibre bir tabancayla bitirdim… Kişisel eşyaları artık benimdi.” “Barut ve kanın keskin kokusunun zevkini aldığımda burun deliklerim genişliyor.” “İtiraf etmek isterim ki Baba, şu anda öldürmeyi gerçekten sevdiğimi keşfettim.”
Sosyalist Katil Che Guevara’dan 10 Dehşet Verici Alıntı, Hür Fikirler, 29 Ağustos 2016, http://www.hurfikirler.com/sosyalist-katil-che-guevaradan-10-dehset-verici-alinti/

PKK Nasıl Biter?

KesinBilgi paylaştı: 12 Şubat 2018 Pazartesi

Görüldüğü gibi Marksist Leninist ideolojinin temel mücadele prensibi terördür. Yani, sivilleri katletmek, iç savaş çıkarmak, eğlence yerlerini bombalamak, intihar saldırıları düzenlemek, soygunlar yapmak, masum insanları kaçırmak bu ideolojinin kanlı yöntemlerinden bazılarıdır. Dolayısıyla Marksit Leninist devrimi savunanların gerçekte kast ettikleri, terör ve anarşiyle kan dökerek ve korku salarak hakimiyet sağlamaktır. İşte günümüzde bazı çevreler tarafından adeta kahraman gibi gösterilen Che Guevara da böyle bir dehşetin savunucularındandır.

Che’yi kendilerince kahramanlaştıranların ve kendileriyle özdeştirenlerin unuttuğu bir önemli gerçek daha vardır: Che’nin savunduğu ideoloji ve sistem, 40 yıldır Türkiye’de on binlerce insanımızın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur. PKK lideri Abdullah Öcalan da, PKK’yı Marksist Leninist ideolojiyle şekillendirmiş ve Leninizm’in temel düsturu olan terörü yöntem olarak benimsemiştir. PKK’nın kuruluş kongresinde yer alan ifadeler, Marksist Leninist ideolojiye olan sadakatlerini net olarak ortaya koyar:

”MARKSİST-LENİNİST TEORİ ÇOK İYİ ÖZÜMSENMELİDİR. Önder kadrolar sık sık Marksizm`e müracaat etmeli, Marksizm’in uygulanmasını başlangıç şekli yapmak için bu öğretiyi gerçekten özümsemeliler…. MEVCUT İKTİDARI PARÇALAMADA BİR ARAÇ OLARAK, bir eylem kılavuzu olarak kullanarak üzerimize düşeni yapacağız.”

Bu telkinler gençlerimizi kardeşlik, birlik, beraberlik, sevgi, şefkat, merhamet gibi güzel davranışlardan uzaklaştırılıp, şiddeti ve terörü yöntem olarak benimseyen karanlık örgütlerin tuzağına düşürmektedir. Devletimiz bu tehlikeye karşı çok hızlı davranmalı ve fikre fikirle cevap verecek komünist ideolojinin temel dayanak noktalarını ilmen bir bir ortadan kaldıracak bir sistem geliştirmelidir.

 

 

Abdullah Öcalan 12 Ekim 1997’de yazdığı yazıda Che Guevara’yı örnek aldığını anlatıyor. “O dağlardaki gerilla tarzına, gerçekten büyük tutkusuydu, o yönü gerçekten hoşuma gidiyor. Lenin, Stalin, Mao bile bu kadar gerillacı insan tipini temsil etmiyorlardı. Che, bunu en iyi temsil eden devrimcidir. Biz de günümüzde” yani PKK olarak diyor “o tanıma en uygun ve şansı bol olan bir hareketiz. PKK gerillası, günümüzün en iddialı gerillasıdır. Hem uluslararası emperyalizme, hem bölgesel gericiliğe en büyük darbeyi vuran bir harekettir. Beni halen büyüleyen bizim devrimin bölgesel önemidir.” diyor. Dolayısıyla hem Che’yi, hem Stalin’i, hem Lenin’i bütün komünist liderleri örnek aldıklarını söylüyor. Çünkü hepsi adam öldürme, dehşet ve şiddet üstüne kurulu. Dolayısıyla da övünülecek bir yönleri yok. Sevgiyle, barışla, güzellikle, kan dökmeden, insan haysiyetini, onurunu koruyarak, insan aklına değer vererek, insana saygı duyarak İslam hakim olacaktır. Dehşetle gelen, dehşetle gider. Şiddetle gelen, şiddetle gider.

“Charles Darwin’e, gerçek bir hayranı olan Karl Marks’tan London 16 June 1873 / 1, Modena Villas/ Maitland Park”

Yazıma burada nokta koyarken son olarak şunu da not düşmek istiyorum: PKK’ nın dini olan darwinizmin ve dolayısıyla marksist-leninist felsefenin çok iyi anlaşılması gerekmektedir. Terörizm ile bu akıl dışı ideolojik yapılanmalar arasındaki bağların ifşa edilmesi, halkımıza iyice anlatılmaları çok hayatidir. Bu detaylar halkımıza güzelce anlatılır ve bilgiyle-fikirle pekiştirilirse görülecektir ki ne PKKya ne de diğer kan dökücü terör örgütlerine katılımlar olamayacaktır. Bu sayede terörist yapılanmalar, kanlı eylemlerine zemin teşkil edecek ideolojik bir dayanak ta bulamayacaklardır.  BKZ: PKK Nasıl Biter


 

Sending
User Review
5 (1 vote)

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir